Su ve Çevre Kalitesi

İklim değişikliği, artan şehirleşme ve nüfus artışı nedeniyle temiz su kaynaklarının azalması ve tükenmesi son yıllarda uluslararası alanda üzerinde giderek daha fazla düşünülen ve tartışılan bir konu haline gelmiştir. Küresel su tüketiminin 21. yüzyılda beş katına çıkması ve bu tüketimin 2025 yılına kadar %30 oranında daha artmasının beklenmesi de konunun önemini ortaya koymaktadır. Nüfus artışı, hızlı kentleşme ve sanayileşme faaliyetleri sonucunda suya artan talep ve bu talebe bağlı olarak su kaynaklarının etkin kullanılması ve korunması, su tasarrufunun sağlanması, su kalitesinin artırılması, tarımda sulama yöntemlerinin iyileştirilmesi, atıksuyun geri kazanılıp tarımda ve endüstride kullanılması gibi hususların üzerinde durulması ülkemiz için büyük önem arz etmektedir. Bu sorunlara çözüm yollarının üretilmesinde Ar-Ge ve yenilik çalışmaları, stratejik bir rol oynayacaktır ve bu ihtiyaca yönelik araçların oluşturulmasını sağlayacaktır. Devlet Su İşleri (DSİ)’nin çalışmalarına göre ülkemizde mevcut durumda toplam 234 milyar m3’lük kullanılabilir su kaynağı olmasına rağmen ekonomik ve teknik sebeplerle bu miktarın 112 milyar m3’lük kısmı kullanılabilmektedir. DSİ ayrıca 2030 yılında ülkemizdeki su tüketiminin yaklaşık 112 milyar m3 olacağını öngörmektedir. Bu veriler ve tahminlerden yola çıkıldığında gerek su kaynaklarının temini gerekse de kullanılmış suyun arıtımına yönelik Ar-Ge ve yenilik çalışmaları yapılmasının son derece gerekli olduğu görülmektedir. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun 21. toplantısında “ivme kazanmamız gereken ihtiyaç odaklı konular” arasında belirlenen su alanının ulusal politika ve strateji belgelerinde de önem verilen bir alan olduğu görülmektedir.

Yerel bazda kısıtlı miktarda su kaynaklarına sahip İstanbul’da su kalitesi alanındaki hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için, genel olarak kirlilik göstergelerinin sürekli ölçülmesi ve izlenmesi, atık suların kaynakta kontrol edilerek deşarjı öncesinde ileri arıtma teknolojilerinin kullanılması ve yayılı kaynaklı deşarjların çevreye ve insan sağlığına olumsuz etkileri azaltmak üzere kaynakta kontrolün sağlanması ve mevcut kirlenmenin giderilebilmesine yönelik kimyasal ve/veya biyokimyasal süreçlere dayalı teknolojilerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla İMBİYOTAB bünyesinde mikroyosunların ileri düzey atıksu arıtımında uygulamalarına dönük araştırmalar yürütülmektedir. İlk başlatılan projeler içinde Kilyos bölgesinde Karadeniz’e dökülen ve azot ve fosfat kirleticileri barındıran evsel atıksu ile kirlenmiş dere sularının ve bilgisayar, cep telefonu benzeri elektronik atıklardan gelen ağır metal içeren endüstriyel atıksuların yosun teknolojileri kullanılarak bertarafı konusunda çalışmalar yapılmaktadır.

TURKISH